Yardımcı Yan Menu
Sosyal Eklentiler
İletişim Bilgileri
Adres

http://www.fatihetsiz.com

Anlatım biçimleri örnek paragraflar

Anlatım biçimleri örnek paragraflar

  • yönetim
  • | 16.04.2020 15:14
  • | anlatım biçimleri, betimleyici, tartışmacı, öyküleyici, açıklayıcı

Açıklayıcı anlatım örnek metinler (paragraflar)

“Öykülerindeki biçim ve öz yenilikleriyle Türk hikâyeciliğinin en önemli isimleri arasında yer alan Sait Faik Abasıyanık, eserlerinde insan ve doğa sevgisini işlemiştir. Edebiyat yaşamına şiirle başlayan Sait Faik, daha sonra hikâyeye yönelmiştir. Olaya dayalı öykü yerine durumların, kesitlerin anlatıldığı hikâyeler yazmıştır.”

Öyküleyici anlatım örnek metinler (paragraflar)

İşte tam o anda eğilip aldım onu. Yürüdüm deniz kenarına. Bir öpücük kondurdum başına iki damla gözyaşından ibaret. Sade bir törenle saldım denizin sularına. Bir an öylece bakakaldı. Sonra sevinçle dibe aldı. Gitti tüm kederlerimi söküp alarak. Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme. Sorar gibiydiler: “ Neden yaptın bunu, niye ?”
“Bir gün” dedim, “ bulursam kendimi yeşil leğendeki istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye.”

Tartışmacı anlatım örnek metinler (paragraflar):

Sorumluluk denince çoğu insanın aklına ailesi, çalıştığı kurum ve dostlarına karşı görevleri gelir ama kişinin kendisine karşı görevi olan “iyi yaşama sorumluluğundan pek söz edilmez. Oysa asıl önemli olan insanın kendine karşı olan sorumluluklarıdır.

Betimleyici anlatım örnek metinler (paragraflar):

Yalnız tepesinde kalmış seyrek saçları, uzun kamburumsu boyu, kelimelerin ilk harflerini belli etmeden kekeleyen ve önemli bir şey söylerken çenesine kadar kaldırdığı şahadet parmağıyla hikmet enişte her zaman şendi, konuşurken yürürken hatta uyurken bile... (insan betimlemesi)

Sırtında sanki kanla, altınla işlenmiş ağır, parıl parıl bir manto! Başında vahşi ruhunun timsali gibi balta şeklinde kıpkırmızı tacı! Yerde hançer gibi keskin bir gaga! Sonra, ayaklarındaki mahmuz dediğimiz sivri süngüleri! Dikkat ederdim: Tavukların hiçbirini sevmezdi. (Horoz betimlemesi)

Karışık anlatım biçimleri örnek metinleri (paragrafları):

Her gittiğimiz yere kendimizi götürür ve yazdığımız şeye kendimizi katarız. Kim fazla uzağa kaçabilir ki kendinden? Bu yüzden romanı yapay bir kurgulama olarak görenlere kızarım. Romanda insan gerçeklerinin dışına çıkıldığı söylenemez. Bu yüzden ben her okuduğum romana kendime biraz daha fazla yaklaşırım çünkü romanların her biri, çok yönlü olan insan kişiliğini ve yaşamını açar bize.


Bodrum; oya gibi işlenmiş koylarıyla, çeşitli koku ve renklerdeki kır çiçekleriyle, mandalin bahçeleriyle, turkuaz denizin kucaklaştığı yatlarıyla vazgeçilmez bir tatil beldesidir. Doğanın bütün güzellikleri burada el ele tutuşmuş, güneşin ve mehtabın önünde raks etmektedir. Sabahleyin kuş sesleriyle uyandığınızda pencereyi açmanızla odanızın içini birden ılık bir havanın kapladığını hisseder, sahilden gelen hışırtılarla denizin çağrısını duyarsınız. Mevsimlerle birlikte değişen çiçek kokuları benliğinizi sarar, tepelerden koylara süzülen incecik virajlı patikalar, nice sevgilere rehber olur.


Mehmet Ağa,Sundurmada durarak biran gökyüzüne baktı. Şişman, çarpık bacaklı, uçları aşağı doğru kıvrık bıyıklı, avuçları nasır bağlamış dört köşe elleri olan bir adamdı. Su rengindeki gözlerinde düşünceli bir ifade vardı. Şapkasının altından fırlayan saçları dik dik ve dağınıktı.


Ömür Bey, günün ilk ekmeklerini gün doğmadan fırından çıkarmış, kahvaltısını erkenci komşularıyla yapmıştı. Bir bardak çay alıp fırının önündeki iskemlelerin birine oturdu.


Şair amca balkonda nane topluyordu. Balkon geniş mi geniş… Bir köşesinde merdiven biçiminde alt alta dizilmiş uzun saksılar duruyor; çeşit çeşit bitkilerle, çiçeklerle dolu… Rengârenk bir bahçeye benziyor balkon bu haliyle. Renkler gibi kokular da birbirine karışmış.


Eski bir taş köprü geçildikten sonra fakir mahallelere giriliyor ve sefalet bütün dehşeti ve çirkinliğiyle başlıyordu. Ortalarından akan çirkin sularında yarı çıplak çocuklarla çamurdan köpekler eğri büğrü sokaklar… Tezekten, çamurdan yapılmış yarı yarıya toprağa gömülmüş penceresiz kulübeler...


Bazı bilim adamları anlaşılmaz bir Türkçe ile yazıyorlar. Üstelik bunlar, edebiyatçı olmadıklarını ileri sürerek, hoş görülmelerini de istiyorlar. Ama bu, mazeret olamaz. Çünkü bizim onlardan istediğimiz; duygu ve düşüncelerini düzgün bir dille yazmalarıdır. Bunun için de sanatçı olmaya gerek yoktur. Her insan ana dilini hatasız kullanacak ölçüde bilmelidir bence.


Kapıda yaşlı bir adam belirdi. Üzerinde biraz eski, açık mavi bir takım elbise vardı. Ceketin üst cebinde üçgen şeklinde kıvrılmış mendil, kravatıyla aynı renkteydi. Yer yer ağarmış saçlarını sol tarafa yatırmış, hâlâ siyahlığını koruyan bıyıklarını üst dudağının üzerini kapatacak şekilde bırakmış. Ayağında yıllar önce gençlerin oldukça rağbet ettiği ucu sivri ucu küt biçimli ayakkabılar vardı.”


Çok eski çağlardan beri söylenegelen, kaynağı ve ilk söyleyeni belli olmadığı halde yüzyıllar boyunca halkın benimseyerek sonraki kuşaklara aktardığı, genellikle olağanüstü olayları, kişileri ve konuları işleyen kurmaca öykülere efsane denilmektedir. Bu tanım, efsanenin özelliklerini de içinde barındıran kapsamlı bir tanımdır. Tanımdan anlaşıldığı üzere, sözlü edebiyat ürünü olan efsanelerin kaynağı belli değildir ve efsaneler dilden dile aktarılarak bugüne kadar gelmiştir. Efsanelerin en belirgin özelliği, hayal ürünü (kurmaca) olmaları ve olağanüstü (gerçek dışı) konu ve kişileri içermeleridir.

Bu konulara da göz atın

Kategoriler

Son Eklenen Yazılar

Etiketler

Sitemize içerik eklemek ister misiniz ?